Aşıklar Sıçraması “Jane’nin Joseph’e olan tek taraflı aşkı.”

Şelaleye nasıl gidebilirim? diyorum
Adam önce şöyle bir ayaklarıma bakıyor ve bu sandaletlerle mi? Diyor.
Evet diyorum.
Adam tuhaf tuhaf yüzüme baktıktan sonra yolu tarif ediyor. Adamın bana acıyarak bakmasından Albion Falls’e gitmenin o kadar da kolay olmayacağını anladım.

Fakat Toronto’dan Hamilton’a trenle, Oradan da Albion Falls’a 3 toplu taşıma aracı değiştirerek gelmişken ve tepeden suyun şırıltısını duyarken, içimden ne kadar uzak yada zor olabilir ki dedim.
Adam yaklaşık 3 km bir yol olduğunu bunun bir kısmının patika olduğunu söylemesi beni durdurmadı.
Diğer kısmında yol olmadığını söylemeyi ya unuttu yada ben anlamadım sanırım
Bir patika yola girdim başladım yürümeye, Öyle bir ıssızlık, öyle bir ıssızlık ki anlatamam. Koca dünyada daracık patika bir yol var, bir de ben varım gibi. İn cin top oynuyor.

Ama yürüme konusunda sıkıntı yok dümdüz bir yol adamın abarttığı gibi sandaletler de beni rahatsız etmiyor. Yolun etrafındaki ağaçlar karşılıklı bitki tünelleri oluşturmuş.
Suyun sesini duyuyorum, yol üstüne seyir tepeleri koymuşlar. Bazılarına tehlike işareti koydukları için çok yaklaşamıyorum. İçimden adamda ne abarttı diye geçirerek yola devam ediyorum.
Arada bir telefonuma bakıyorum telefon çekmiyor. Bu biraz tedirgin edici tabi.
Bir bir buçuk km gittikten sonra geniş bir vadiye geldim ve tabelalar beni geldiğim yolun yaklaşık 500 metre altından ters istikamete çevirdi. Yani geldiğim yolun 500 metre kadar altından geri dönüyorum.

Kuş sesleri, su sesi ve uzaktan da olsa kalabalık insan seslerini duyarak rahatlıyorum.
Bir dere yatağının yan tarafından yürümeye devam ediyorum. Yürümeye devam ediyorum fakat ortada yol falan yok. Bazen suyun içinden, bazen suyun üst tarafındaki topraktan. bazen bir kaya çıkıyor karşıma, bazen de yıkılan koca bir ağacın gövdesinin üstünden geçiyorum.
Sesler iyice yakınlaşıyor. Ama hiçbir şey göremiyorum. Birkaç defa yolu daha uzatmadan dönsem mi diyorum. Sonra buraya kadar gelmişken “o şelale bugün görülecek” deyip sakinleştiriyorum kendimi.
Yaklaşık bir saat sonra ben pes edip bir ağacın gövdesine oturmuş düşünürken, 2 tane kocaman köpek yanıma geliyor. Nasıl sevindiğimi anlatamam.
Burada köpek varsa sahipleri de vardır diyorum. Bir sigara yakıp bekliyorum.

5 kişilik bir grup, özür dileyerek yanıma geliyor. İri kıyım köpeklerinin beni korkuttuğunu düşünerek. Oysaki ben köpeklerle çoktan arkadaş oldum.
Ben durumu mu anlatıyorum. Daha baya bir yol olduğunu ama onlarla gelebileceğimi söylediklerinde, sevinerek kabul ediyorum.
Az gidiyoruz, uz gidiyoruz dere tepe düz gitmesek de nihayet hedefe ulaşıyoruz.
Cennetin dünyada ki karşılığı sanırım burası. Ve yine sanırım bizden önce Hintliler keşfetmiş. Yaklaşık 30-40 Hint asıllı vatandaş suyun etrafında.
Giderken bana da haber vermelerini isteyerek yol arkadaşlarımın yanından ayrılıyorum.
Albion Şelalesi Kanada’nın Ontorio Bölgesinde Hamilton şehrindedir. Burada irili ufaklı bir çok şelale olsa da, Niagara Şelalerinden sonra en güzel ve en popüler şelalerden biridir.

Albion Falls, Hamilton’un doğu ucunda bulunuyor. Kral Ormanı’ndaki Red Hill Deresi, zamanla oluşan basamaklardan ve raflardan çıkan kayaların üzerinden giderek bu güzel şelaleyi oluşturmuş.
Şelalenin etrafına 2005-2006 yıllarında Hamilton Belediyesi tarafından iki görüntüleme platformu yerleştirilmiş. Temmuz 2009’da oluşan yağmur fırtınasında 100 metre genişliğindeki kayaların yer değiştirmesiyle, 40 metre derinlikteki alanda üçüncü bir raf yaratılmış ve şelaleyi daha önce hiç olmadığı kadar erişebilir hale getirmiş.
Albion Falls, Niagara Escarpment üzerinden gelen, bir basamaklı olarak sınıflandırılan kademeli bir şelaledir.
Boyu 19 metre kadar, eni ise 18 metre civarındadır.
Hamilton’un Kraliyet Batonik Bahçeleri’ndeki Ulusal ve tarihi bir alan olan ünlü Rock Bahçesi’nin yapımında düşmelerden gelen kayalar kullanılmıştır.

Her ne kadar ben zoru seçip şelalenin yanına kadar gittiysem de, vaktiniz yoksa ya da o mesafeyi o şartlarda kat etmek istemiyorsanız. Mountain Brow Blvd otoparkındaki izleme terasından şelaleyi görebilirsiniz.

Çok yakından görmek istiyorsanız
• Mutlaka spor ayakkabı (hatta suya dayanıklı olursa daha rahat ederseniz) giyin.
• Rahat kıyafetler sizin hareket alanınızı rahatlatacaktır.
• Yanınıza mutlaka su ve atıştırmalık bir şeyler alın. Yol üstünde böyle bir inkanınız olmayacak.
• Bir çılgınlık yapıp benim gibi yalnız yola koyulmayın. Yanınızda biri olduğunda, birbirinize yardım edebilir ve güç alabilirsiniz. Manen ya da fiziken.
• Yol üstünde birkaç seyir terası göreceksiniz. Bir çoğu eski ve güvenli değil. O nedenle uyarılara dikkat edin ve şartları zorlamayın. Şelale manzarasına erişmek için aktif CN ray izlerini geçmeyin.
• Tabelalar sizi hedefe kadar götürecek. O nedenle işaretle belirlenmiş parkurlarda kalın. Kestirme yol arayışına girmeyin. Tehlikeli olabilir. Yamaçlardan, kaymalara ve düşmelere yol açacak tehlikeli yollardan uzak durun.
• Parkurda kolayca tahrip edilecek bir çok nadir bitki ve hayvan türü var. Onlara karşı dikkatli ve hassas olun.

Bu şelale zengin bir tarihe sahip. Bir zamanlar Hamilton için muhtemel bir su kaynağı olarak kabul edildi ve Kraliyet Botanik Bahçesi’nin Rock Bahçesinde, çevredeki kayaçlar kullanıldı. Albion Şelalesi’nin bulunduğu arazi, bir zamanlar Albion Değirmenleri veya Albion Dağı Köyü olarak biliniyor.
Asıl mülk sahibi, İngiliz Devrimi sırasında İngilizlere destek veren bir plantasyon müdürü olan William Davis’miş. İngiliz yenilgisinden sonra Davis 1792’de Kuzey Carolina’da evini terk ederek Kanada’ya gelmiş. Şelaleyi ve etrafını çevreleyen 500 hektarlık araziyi sahip olduktan sonra Davis, Albion Mills’i kurmuş. Bu küçük yerleşim biriminde yirminci yüzyılda bir değirmen, demirci atölyeleri, tavernalar, bir kilise ve bir genel mağazaya sahip olan önemli bir yerleşim yerine dönüşmüş. 1880’de Albion Dağı adını almış.
Köyün ana yolu hala ilk ismi olan “Çamur Sokağı” olarak biliniyor. Hamilton kentine giden kara yolu 1880’de inşa edilmiş. O yıllarda bu karayolu kullananlardan, tek atlı vagonlar için dönüş başına on beş sent ve iki atlı vagonlar için yirmi sent para toplanırmış.
Albion Dağından gelen su güçlü bir kükürt oranına sahip olduğu için kolayca donmuyor. Bu nedenle burada bulunan evler ve çiftlikler için su stoğu açısından da çok değerliymiş.

Albion Şelalesi muazzam bir güzelliğe sahip. Ayrıca Ontario bölgesindeki ilk doğal gazın keşfedildiği yer.
Albion Şelalesinin dilden dile dolaşan bazıları ünlü, bazılarıda unutulmuş bir çok trajik hikayesi var.
Bunlarda en ünlüsü; Şelaleye “aşıklar sıçraması” adını verdiren Jane’nin Joseph’e olan tek taraflı aşkı.
Jane Reilly, sevgilisi Joseph Rousseau’nun kendisini reddetmesi üzerine şelaleden atlayarak intihar ediyor. Joseph’in annesi çiftin ayrılmasında etkili olduğu için kendini suçluyor. “Suçu omuzlarımın üzerinde dursun.” diyor ve yıllar sonra bir gün “Jane’nin eli omzumda!” diye bağırarak Jane’nin intihar ettiği yerden kendini şelalenin soğuk sularına bırakarak intihar ediyor.

Keyifle geçen 1-2 saatin ardından yeni yol arkadaşlarımla dönüş yoluna koyuluyorum. Artık 6 kişiyiz ve 2 köpeğimiz var. Yol sohbet muhabbet keyifle geçiyor.
Benim gibi tek başınıza o kanyona dalmanızı asla tavsiye etmemekle birlikte, iyi bir yol arkadaşıyla engebeli yolların sonunda cennet vadeden bu doğal güzelliği şiddetle tavsiye ediyorum.

Sevgiyle kalın, seyahatte kalın.

Instagram   : derayla_ortak_rota

Facebook    : Deray Nur Keskin

Youtube      : Deray’la Ortak Rota

4 thoughts on “Aşıklar Sıçraması “Jane’nin Joseph’e olan tek taraflı aşkı.”

  1. CESARET,ÖZGÜVEN VE YENİ YERLER KEŞFETME TUTKUNUZA HAYRAN KALDIM??TEK KELİME İLE BRAVO ??

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir